15 Nisan 2009 Çarşamba

Tanri, R.T. Erdogan ve Bir Komünist...

Bir gün R.T. Erdogan ile birlikte tanrinin huzuruna ciksak,
Acaba hangimiz o "en adil, en kesin ve en sonuncu" yargidan aklanarak cikardik?

15 yasindan beri komünist biri olarak, zaten "herseyi gören ve bilen tanri"ya,
gögsümü gere gere ve basim dimdik;
önce kücük insani kusurlarimi bagislamasini diler,
sekli hicbir ibadet yapmamis olmaktan dolayi her türlü cezayi
gönül rahatligiyla kabul ettigimi söyler,
ama;hayatimin hicbir aninda calip cirpmadigimi,
kimseye haksizlik etmedigimi,kimseye iftira etmedigimi,,
kimseye kin ve nefret gütmedigimi,
kimseye zulmetmedigimi,
haksizlik ve zulüm yapan kendi yoldaslarim oldugunda da onlara karsi ciktigimi,
bana zulmeden iskencecilerime bile aslinda acidigimi,
ömrüm boyunca insanlarin daha adil ve daha özgür bir hayata sahip olmalari icin savastigimi,
ama bu "savasa" asla siddeti bulastirmadigimi,
bu mücadelede kendime zerre kadar bir kisisel cikar ve yarar saglamadigimi,
her zaman yoksul kaldigimi,
"dünyalik" edinmek icin asla kirlenmedigimi,
hep kaybeden tarafta olmama ragmen insanlara her zaman büyük bir sevgiyle dolu oldugumu,
yoksul yasamima ragmen, insanlara yardim edebilmek icin,
hicbir karsilik beklemeden caba gösterdigimi,
dogayi, hayvanlari ve tüm mahlukati korumak icin elimden geldigince kol kanat gerdigimi,
en azindan onlara zarar vermemeye özen gösterdigimi,
herkesin inancina ve fikrine saygili oldugumu,
tanri ve din adina yapilan her türlü cirkinligin, ikiyüzlülügün, yalan dolanin, dalaverelerin ve zulmün hep karsisinda oldugumu,
Afrikada cocuklar aclik ve sefaletten kirilirken,
Filistinde cocuklar vurulurken,
Afganistan ve Irak halklari katledilirken, "Hey tanri nerdesin, ortaya cikmak icin daha neyi bekliyorsun" diye cok cok isyan ettigimi,
tanrinin yüzüne karsi da haykirir,
cennet-cehennem diye birsey varsa ona da karsi oldugumu,
atilacaksam da cennete degil cehenneme atilmayi istedigimi,
insanlarin bir de cehennemde zulüm görmelerinden biktigimi dile getirirdim...

Acaba R. T. Erdogan, tanri karsisinda böyle bir gönül rahatligiyla hesap verebilir miydi?
Bir komünist cennete gider...
Ama sekli ibadetler sahte dindarlari kurtarabilir mi...

Ne dersiniz?

Komünistlerin tarihsel dramini yargilamayi simdilik tarihe birakarak,
"Duvar"in yikilmasinin "cok aci bir kayip" mi, yoksa aslinda muazzam bir kazanc mi oldugunu zamanla görecegimizi not ederek,
insanin esitlik ve özgürlük talepleri varoldukca,
siniflar varoldukca,
zulüm ve savaslar varoldukca komünizmin asla yok olmayacagini tesbit ederek,
inancla söyleyebilirim ki; bütün kutsal kitaplarin bile vaat etmeye cesaret edemedigi bir toplum ütopyasina, yani tanrinin vaat ettiginden daha adil ve daha güzel bir dünya ve yasam ütopyasina sahip oldukca, komünizm asla yokolmayacaktir...

Büyük tarihsel yenilgiler, büyük davalari yoketmezler...
Büyük köle ayaklanmasi da cok aci bir sekilde bitmisti...
Ama sonunda tarihe gömülen kölecilik olmustur...

Oral Calislar'a Yanit

Bütün dünyada oldugu gibi, Türkiye'de de askeri darbeler büyük bir cogunlukla Amerika'nin organizasyonu, güdümü, onayi ve destegiyle hep sola karsi yapilmistir. Birkac önemsiz istisna disinda askeri darbeler, solu ezmek icin yapilmistir. Geleneksel olarak devletin gücünü azaltmak ve sivil güclerin alanlarini genisletmek anlamina gelen solculuk, hic bir nedenle askeri darbeleri desteklemez. Tam tersine askeri darbelerin karsisindaki en büyük güctür. Sola darbecilik yaftasi yapistirmaya calismak korkunc ve pis bir iftiradir. Siz de bunu pekala bilirsiniz. Ama sapla samani kasten birbirine karistiran medyamizin gözden kacirdigi can alici soru su: sol nedir, solcu kimdir veya kimler solcu degildir? Cunta yanlisi ücbes kisiyi solcularmis gibi sunmak ve bundan kalkarak solla cunta iliskisi kurmak ne kadar vahim bir iftiradir... Bunu sizin de yapmaniz ne aci bir durumdur...

Darbelere karsi olmak, AKP'nin yarattigi baskiyi söylememize ve onlara karsi durmamiza engel mi olmalidir? Darbelere karsiyiz diye AKP'nin dinci fasist baskisina karsi cikmayalim mi? AKP'nin soygunlarina karsi cikmayalim mi? Toplumun din temelinde paramparca bölünmesine karsi cikmayalim mi? Halkin din yoluyla uyutulup soyulmasina karsi cikmayalim mi? Abdullah Gül gibi bir cumhurbaskanimiz, R.T. Erdogan gibi bir basbakanimiz oldugu icin utanc duydugumuzu saklayalim mi?

Darbe söylentileri ve bunlarin cok abartili bir sekilde toplumun önüne sürekli sunulmasi, AKP'nin bir plani olamaz mi? Bu, "Aaa kusa bak!" oyunu olamaz mi?

Hepimiz de biliyoruz ki; ordu coktaaaan AKP ile uzlasti. Bunda sasacak birsey de yok. Ve herkes te biliyor ki; en kücük bir darbe tehlikesi de yok. O zaman neden sürekli bu konu gündemde tutuluyor sayin Oral Calisilar? Bence sizin üzerinde durmaniz gereken soru budur! Hani; belki icinizde bir parca olsun "devrimcilik" kalmistir hala!..

Yalaka Gazetecinin Ilkeleri

1. Her zaman acik yüreklice tanimla(ya)madigi ve her yöne cekilebilecek bir "demokrasi" taraftarligi vardir. Bu demokrasi nerede baslar nerede biter, kim demokrattir kim degildir bunu asla acikca söylemez. Böylece kendisini baglayacak hicbir söz etmek zorunda kalmaz. Görüsleri de kisiligi de sabun gibidir. Hic bir yerinden tutamazsiniz. Bu, ona her duruma uyma, her görüse yakin olma kisiliksizligini saglar...

2. Kendisinin hicbir konuda net bir sekilde tanimlanmis görüsü olmaz. Her zaman kendi korkakligini ve capsizligini "iddialar var", "izlenip birakiyor" gibi laflarin arkasina saklar. Iktidarla karsi karsiya gelmemek icin, aslinda kendisinin öyle düsünmedigini, ama olaylarin öyle bir izlenim verdigini ve bu durumdan dolayi aslinda üzüldügünü ima eder.

3. Iktidara muhalif olan görüsler/kurumlar ve kisiler konusunda ne kadar asiri iddiali ve tartismaya acik görüsleri varsa, iktidar konusunda da bir o kadar bulanik, titrek ve korkak görüsleri vardir. Muhaliflere karsi son derece acimasiz ve önyargili olan yalaka, iktidar icin ise; her an cark etmeye hazir, suya sabuna dokunmayan, aften püften "elestiriler" yazar.

4. Bu "haci yatmaz" tipindeki yalaka gazeteci, her dönem ortalarda olmak icin; egilip bükülmekten, herkese sirin gözükmeye calismaktan, herkese yaranmaya calismaktan vs dolayi o kadar kisiliksizlesir ki; sonunda bir yazi bürokrati olup cikar. 5. Yalaka gazetecimizin televizyon halleri daha da aciklidir. Televizyonlarda görüslerini mimikleri, durusu ve tavirlari ile de söylemek zorunda kalan yalaka; orada türlü acikli hallere girer, gözlerini hep kacirir, sözlerini on kere düsünerek söyemek zorunda kalir, bir türlü konuya gelmez, sorulara net yanitlar vermemek icin her yola basvurur, sözü uzatip dagitir; kisiliksizligin, capsizligin ve korkakligin ezik ve assagilik hallerine bürünüp durur...